"(Resûlüm!) De ki: “Ben sadece Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam. 72/20”"
Resûlullah (s.a.s) Efendimiz’in Mucizeleri
30/11/-0001
Bilindiği üzere Allah Teâlâ, dünyâ ve âhirette kurtuluşu, peygamberlere îman etmeye bağlamıştır. Ve onlara, hasımlarının delillerini çürütecek; Hak âşıklarını, insaf sâhiplerini, kalburüstü ve sıradan insanları îmâna getirecek mucizeler vermiştir. Ancak, peygamberlerden hiçbirine, bizim Peygamberimiz (s.a.v)’e verilen inanılması gereken mûcizeler vermemiştir. Çünkü o (s.a.v), bütün insanlar için kıyâmete kadar peygamber olarak gönderilmiştir. Bu sebeple onun peygamberlik belirtileri bitip tükenmez, delilleri sayılamaz.
Peygamber (s.a.v) Efendimizin en büyük mucizesi Kur’an’dır. Ayın yarılması, İsrâ’ ve Mîrac mûcizeleri de en büyük mucizelerindendir.
 
 
 
METİNLER
 
1)  Resûlullah (s.a.v)’in ebedî ve en büyük mûcizesi bizzat Kur'ân-ı Kerîm’ dir. Kur'ân-ı Kerîm, içerisinde pek çok mûcize olan bir mûcizedir. Binâenaleyh Kur'ân’ın tamâmında bir mûcize vardır. Bunun delili ise, onun isim, fiil ve harflerden meydana gelen bir kelâm olmasına rağmen, insanlığın ona benzer herhangi bir sûre ve âyet getirmekten âciz olmasıdır. Kur'ân’ın bütününde mevcut olan bu mûcizeye ilâveten, onda, geçmişe ve geleceğe âid gaybî olaylardan haber vermesi ve ancak daha sonra gelecek çağlarda bilinebilecek kâinata âid sırlardan bahsetmesi gibi daha başka mûcizeler de vardır. Ve o, ebedî mûcizeleri ile kıyâmetin kopacağı ana kadar Hz. Muhammed (s.a.v)’in Allâh’ın resûlü olduğuna dâir bütün yaratılmışlara delil getirmeye devâm edecektir.
Peygamber (s.a.v) Efendimizin Kur'ân-ı Kerîm’in yanı sıra nübüvvetine delil olarak getirilecek sayılamayacak kadar çok mûcizeler bulunmaktadır: Bir taraftan Resûlullah (s.a.v)’in kendi döneminde onun eliyle meydana gelen harikûlade olaylar, diğer taraftan kendi döneminde ve ondan sonraki zamanlarda meydana gelen gaybî haberler...
Diğer peygamberlerin mûcizeleri ise, meydana gelmesinden sonra sona ermekte, diğer ümmetlere sâdece bunların haberleri ulaşmaktadır. Halbuki Kur'ân-ı Kerîm, Resûlullah (s.a.v) Efendimizin bizâtihi en büyük mûcizesi olmaya devâm etmekte ve kıyâmete kadar asliyetini koruyarak süregitmektedir. Bu özelliği ile Peygamber (s.a.v)’in mûcizesi bütün milletler arasında dokunulup hissedilebilen bir mûcize olarak devâm etmektedir...
2)  Ebû Hureyre (r.a)’den, Nebî (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivâyet olunmuştur:
 “Hiçbir peygamber yoktur, ancak ona bir mucize verilmiştir ki, onun benzerine beşer câmiası (vaktiyle) îman etmiş (de, modası geçmiş değildir), (o devre göre yepyenidir). Hiç şüphesiz ki, bana ihsân buyrulan en büyük hârika, Allâh’ın bana vahyettiği Kur’ân (mûcizesi)dır. Umarım ki ben, kıyâmet günü bütün peygamberlerin en çok ümmetlisi bulunayım. ”[1]
 
izah
Şârih Aynî (r.a), hadîs-i şerîften matlûb olan mânâyı şöyle takrir ediyor: Her peygambere, nübüvvet dâvâsını isbât edecek, kendi zamânına göre, âdet hilafı olan bir takım mûcizeler verilmiştir ki, onları görenler îmâna ve o peygamberi tasdîke mecbur olmuşlardır. Mesela, Mûsâ (a.s)’m âsâ mûcizesi gibi ki, o, kocaman ve azgın bir yılana dönüşmüştü. Ve bu durum, İsrailoğullan arasında revaç bulan sihir ve sihirbazlıkta üstün bir hârika idi.
Yine böyle îsâ (a.s) zamanında tabâbet müterakki idi (ilerlenmişti). Ona da tabâbet âleminde bir harika olan ölüleri diriltmek mûcizesi verildi.
Resûlullah (s.a.v) zamanında da belâgat meşhur idi. Ukâz, Zû’l-Mecaz, Mecenne gibi, senenin muayyen mevsimlerinde kurulan panayırlarda o devrin edibleri, şâirleri yazdıkları kasideleri, şiirleri inşâd ederek mûşaare ve münâşede ederlerdi ve birinciliği kazanan şiirler, atlas kumaşlar üzerine yazılarak Kâbe’nin duvarlarına asılırdı. Bu sûretle Peygamberimiz (s.a.v)’in zamânına kadar Kâbe duvarlarında yedi şiir askısı toplanmıştı.
Bu sûretle Resûl-i Ekrem (s.a.v)’e de, sıdk-ı nübüvvetinin icâzkar bir burhânı olarak, Kur’ân-ı Mübîn verildi. Hazret-i Kur'ân, devrin ediplerini, şâirlerini müsâbakaya dâvet etti: “Kur’ân’ın tamâmının yâhut kısa bir sûresinin, hiç olmazsa bir âyetinin benzerini getiriniz” demişti. Fakat hüsrân ile neticelenmişti. Kur’ân’ın belîğ üslûbuna hayran olan yedi askı sâhiblerinin kendileri veya âileleri edebî eserlerini Kâbe duvarından indirdiler.
Müslim şârihi Nevevî (r.a) de mevzûmuz olan hadîsi îzah ederek diyor ki:
1.    Her peygambere, zamânına göre, insanları inanmaya mecbur eden bir takım mûcizeler verilmiştir. Benim en büyük ve en açık mûcizem Kur’ân’dır ki, üslûbundaki belâgati ve ihtivâ ettiği medenî ve adlî ahkâmı îtibâriyle böyle bir Kitâb-ı Mübîn, bir peygambere verilmemiştir. Bu cihetle ben, peygamberlerin en çok ümmetlisi olacağım.
2.    Diğer peygamberlerin mûcizeleri, onların hayâtı zamanında yaşamış, onlar münkariz olunca, mûcizeleri de münkariz olmuştur. Onlann mûcizelerini görmek, ancak kendileri ile yaşayanlara münhasır kalmıştır. Peygamberimizin Kur’ân mûcizesi ise, kıyâmet gününe kadar devâm edecektir.

----------------------
[1] H.1764

Kaynak: Şemail-i Şerif Kitabı - Şahver ÇELİKOĞLU

 
Geri Bildirim!