"(Resûlüm!) De ki: “Ben sadece Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam. 72/20”"
Resûlullah (s.a.v)’in Efendimizin Saçı
21/04/2014
       Mevcut yazılı metinlere göre Resûlullah (s.a.v), ustura tıraşlı değil, uzun saçlıdır. Saç biçimi ise, uzunluk kısalık durumuna göre, üç şekil arzetmektedir. En kısa şekli kulak yumuşağına kadardır, en uzun şekli de omuzlarına dokunacak derecede olandır ki, her durum için üç ayrı tâbir kullanılmıştır. Kısadan uzuna doğru kaynaklardaki ifâdeler şöyledir.
Kulak yumuşaklarına kadar olan hâline “vefre”, kulak yumuşağını biraz geçen “lime”, omuzlara dokunacak kadar uzun olan hâline de “cümme” tâbir olunmaktadır. Rivâyetler arasındaki değişiklik ise son derece normaldir. En kısa şekli olan “vefre”, yeni tıraş olmuş hâli; en uzunu “cümme” de, tıraşının gelmiş hâlidir. Her râvî, kendi gördüğü andaki hâlini anlatmış olacağına göre, rivâyetler arasındaki farklılığı, bir çelişki olarak değerlendirmemek gerekir.
Hadîs kitaplarının “hac ve umre” bölümleri ile bâzı târih kitapları ve hadîs şerhlerinde, Resûlullah (s.a.v)’in başını kazıttığına dâir haberler de yer almaktadır.[1] İşte bu kazıtma işi hep, hac ve umre dolayısıyla olmuştur. Asr-ı saadet döneminde, saçların ustura ile kazınması, sâdece çocuklarda görülmekte, büyükler ise saçlarını uzatmaktadır.[2]
Resûlullah (s.a.v)’in saç tarama şekli ise, İbn-i Abbas (r.a)’ın rivâyetinden anlaşıldığına göre, Hz. Peygamber (s.a.v)’in devr-i saadetlerinde, Hicaz bölgesinde | iki türlü saç tarama biçimi vardı. Ehl-i kitap olanlar, kâküllerini önlerine düz tararlardı. O günün putperestleri ise perçemlerini ortadan ikiye ayırarak yanlara bırakırlardı. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin gönderilmesiyle birlikte toplumda bir üçüncü grup daha oluştu.
Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, müslümanların ahlâk ve davranışlarına olduğu kadar, onların kılık kıyâfet gibi dış disiplin unsurlarına da titizlik gösterirdi. Hakkında vahiy gelmemiş hususlarda bir davranış ölçüsü getirdiğinde, önceki aykırı olmayan uygulamalarını aynen benimserdi. Şirk ve putperestlik izi olan her şeye karşı tavrını koyar, daha önceki bir peygamberin şerîatinin bakıyyesi olan uygulamaları, yeni vahiy gelinceye veya yeni değerler oluşuncaya kadar sürdürürdü.

----------------
[1] Buhârî, el-Câmi'us-Sahîh, 2/506-507
[2] Âmirî, Behçet'ül-Meâhafil, 2/267


Kaynak: Şemail-i Şerif Kitabı (Şahver Çelikoğlu)
Etiketler:
Geri Bildirim!