"Rasulüm biz seni alemlere rahmet olarak gönderdik 21/107"
Resûlullah (s.a.v) Efendimizin Giyim Tarzı
07/04/2014
           Hz. Peygamber (s,a.v) Efendimizin giydikleri elbiselerin çeşitleri ile renk ve desenleri şu parça ve çeşitlerden oluşmaktadır: Başlarına; bumus veya kalensüve adı verilen bir külah üzerine sarılmış sarık (imâme) giyerlerdi. Üstlerine giyindikleri elbiseleri de genellikle iki parçadan müteşekkil idi. Bunların üst parçasına ridâ, alt parçasına ise izâr denilirdi. Kamîs ismi verilen önü kapalı entâri gibi uzun gömlek giyinmeyi ise daha fazla tercih ederlerdi. Gerektiği zaman bunların üzerine, cübbe, abâ, bürde gibi adlar verilen hırka nev’inden bir kıyâfet giydikleri de olurdu. Farsça “şalvar” kelimesinden Arapçaya mâl edilmiş olan sirvâl veya serâvîl (iç donu) giydiklerine dâir bir rivâyet Buhârî’de [1] şöyle kaydedilmiştir
         Peygamber (s.a.v) Efendimiz: “Giyecek izâr bulamayan kimse, şalvar (serâvil) giysin ” buyurmuşlardır.
Ayaklarına giydikleri ayakkabı çeşidi ise na’leyn adı verilen sandal tipi pabuçla, huffeyn denilen mest tipi ayakkabılardır. Kaynakların verdiği bilgilere göre, Peygamber (s.a.v) Efendimizin bütün giyim eşyaları bu pabuçlardan meydana geliyordu. Çorap giyip giymedikleri konusunda, sağlam delile dayanmayan üç kaynakta üç hadîs rivâyet edilmişse de, ne muttasıl senedleri ve ne de kuvvetli olmadıkları için kabul görmemişlerdir. Ayrıca Peygamber (s.a.v) Efendimizin çoraplara değil, mestlere meshettiği şeklindedir hadîsin doğrusu. Resûl-i Ekrem (s.a.v)’in giydiği sandal tipi pabuçlar, çorap giymeye elverişli de değildir.
         Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, giydikleri elbisede herhangi bir renk üzerinde ısrar etmemişlerdir. Beyaz, siyah, yeşil, san ve kırmızı renklerden yapılmış elbiseleri, muhtelif zamanlarda giymişlerdir. Efendimiz (s.a.v), beyaz rengi tercih ederler, müslümanlara da beyaz giymelerini tavsiye buyurmuşlardır. Bunun dışında, renk tercihini kişilerin zevkine bırakmışlardır.
           Pamuklu kumaştan yapılmış giyecekler yanında, yünden dokunmuş elbise giydikleri de olmuştur. İpek giymemişler, giyilmesini de erkeklere yasaklamışlardır. Ancak, özel durumları olan bazı ashabın ipek gömlek giymelerine izin vermişlerdir.
           Resûlullah (s.a.v) Cuma ve bayramlarda yerli ve yabancı heyetleri kabul ettikleri zamanlarda, resmî kıyafet diyebileceğimiz özel kıyâfet de kullanmışlardır. Onun, hayatın her safhasında tek tip kıyafet kullandıklarını söylemek mümkün 
değildir. Rivâyette: Câbir tbn-i Abdullah (r.a)’in anlattığına göre: “Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, Cuma ve bayramlarda kırmızı cübbesini giyerdi.” [2]
            Urve (r.a)’in ifadeleri de başka bir hususa ışık tutmaktadır: “Resûlullah (s.a.v) Efendimizin, gelen hey’etleri kabulde giydikleri elbise ve ridâsı, Hadramut mamülü idi. uzunluğu dört arşın (zirâ’), eni de iki arşın bir karıştı. Bu elbiseyi halifeler de kullandıktan için iyice yıpranmıştı. Onlar, buna bir astar geçirerek tamir etmişler, Kurban ve Ramazan bayramlarında giymişlerdir. [3]

METİNLER
1)  Ümmü Seleme (r.anhâ) Hazretleri anlatıyor:
“Resûlullah (s.a.v)’in en çok sevdiği elbise, gömlek idi.”[4]
îzah
Gömlek, vücûdu ridâ denilen elbiseden daha iyi örttüğü için sevmişlerdir. Denir ki: Sevb (elbise), halkın keten, pamuk, yün, ipek ve kürkten yapıp giydikleri şeye denir. Bürdeye sevb denilmez. Cezerî der ki: Önü kapalı olarak dikilmiş elbisedir. Önü açık olursa, ona kaftan denir. Kâmusta: Gömlek (kamis) pamuktan olur, yünden olmaz. Hadîste geçen pamuktan olanıdır.

2)   Esma binti Yezîd (r.a) anlatmaktadır:
“Resûlullah (s.a.v)’in gömleğinin kolunun uzunluğu, bileklerine kadardı, bileklerini geçmezdi."[5]
îzah
İbnü’l-Cevzî (r.a) der ki:    Gömlek kolunun uzunluğunun bileği
geçmemesinin sünnet olduğuna bu hadîs-i şerîf bir delildir. Fakat gömlekten başka elbiselerde sünnet olan, parmakların ucunu geçmemesidir. İbnü’l-Cevzî’nin İbn-i Abbas (r.a)’dan rivâyet ettiği bir hadîse göre: “Resûl-i Ekrem (s.a.v)’in giydiği gömlek topuklarına kadar uzun idi ve kollan parmaklannın ucuna kadardı.”
Hadîs âlimleri bu iki rivâyeti şu şekilde îzah etmektedir: Bir gömleğinin kollan bileklerine kadar, birisi de parmak uçlanna kadar uzun olduğu için, bu şekilde ayn ayn rivâyet edilmiştir.

---------------------
[1] el-Câmi'us-Sahîh, 7/38
[2] Buhârî, el-Edeb'ül-Müfred, s.127/348
[3] İbn-i Sa'd, Tabâkat, 1/451
[4] Tirmizî, c.1, s.85
[5] Tirmizî, c.1, s.87

Kaynak: Şemail-i Şerif Kitabı (Şahver Çelikoğlu)
Geri Bildirim!