"(Resûlüm!) De ki: “Ben sadece Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O’na ortak koşmam. 72/20”"
Ana Sayfa   >   Haberler   >   Hayru'l Beşer   >   Faaliyetler
Konya Hayru’l Beşer (s.a.s) Mevlid Programı
05/01/2015

Son Peygamber Platformu, İrfander ve Erdemli Gençlik tarafından organize edilen Hayru'l Beşer Mevlid Kandili programı 02 Ocak 2015 Cuma akşamı Otogar Zeki Altındağ Camii'nde çok sayıda cemaatin katılımıyla gerçekleştirildi.

Program Ali SABIRLI hocaefendinin okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Kültür Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu Ses Sanatçısı Ali KALAYCI’nın seslendirdiği ilahiden sonra Yrd. Doç. Dr. Yakup KOÇYİĞİT (Karabük Ü.  İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi) “Hayru’l Beşer (s.a.v)” isimli sohbetiyle camiyi dolduran müslümanlara Hz. Peygamberin beşeri yönü ve önemini anlattı:

Peygamberler ilahi tebliğin insanlara ulaştırılması için Allah tarafından seçilmiş müstesna şahsiyetlerdir. Onlara diğer insanlarda bulunmayan mucizeler, ismet (günahtan korunma) sıfatı gibi beşerüstü özellikler verilmiştir. Bununla birlikte peygamberlerin birer beşer ve insan olduğu da gerçektir. Bizzat kelime-i şehâdetin muhtevası bu hususu açık bir şekilde gösterir. Kur’ân’da da ifade edildiği gibi insanlara gönderilecek bir elçinin yine beşer nitelikleri haiz bir insan olmasının lüzumu vardır.

İnsanlar için kendileri gibi doğan, büyüyen, yiyip-içen, uyuyan, hasta olan, evlenip çocuk sahibi olan, sıkıntılarla karşılaşan, acılar çeken, yoksulluğu da bolluğu da yaşayan, hastalanan ve nihayet ölen beşer bir peygamber örnek olabilir. Ancak böyle bir beşerle kendimizi özdeşleştirebilir, örnek alabilir ve onun gibi yaşamayı hedefleyebiliriz.

Kur’ân’ın bize bildirdiğine göre muhatapları kendilerinden olağanüstü beklentiler içine girince peygamberler onları“ancak bir beşer” olduklarını belirterek uyarmışlar; peygamberlerin çağrısına muhatap olan insanlar da en çok onların bir beşer olmalarına itiraz etmişlerdir.

Hz. Peygamber (sas): “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı abartarak övdükleri gibi beni övmeyin, ben ancak Allah’ın bir kuluyum, bana Allah’ın kulu ve Rasûlü deyiniz.” ifadeleriyle ashabını kendisinin beşer hususiyetini ihmal etmemeleri hususunda defaatle ikaz etmiştir.  Ölüm döşeğinde iken de “Peygamberlerinin kabirlerini mescid edinen Yahûdî ve Nasârâ’ya Allah lanet etsin!” sözleriyle ashabını kendisinden sonra aynı yanlış davranışa düşmeme konusunda son kez uyarmıştır.

Kur’ân’da Hz. Peygamber’in (sas) beşeri yönüne defaatle dikkat çekilmiştir: “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmiştir. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, kendisi için dönmüş olur, bu tavır Allah’a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükâfatını verecektir”.(Âl-i İmrân, 3/144); “De ki, namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”(En’âm, 6/162);“Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler. Ey insanlar, sonra siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkarılacaksınız.”(Zümer, 39/30-31).   

İslâmî tebliğin başlangıç dönemlerinde Mekke müşrikleri kendilerine gönderilen elçinin bir insan olmasını anlayamamışlar; onun beşerüstü adeta bir melek şeklinde yahut melekler eşliğinde gelmesi gerektiğini söylemişlerdir. Müşriklerin bu görüşleri Kur’an’da Furkan Suresi 7-8. ayetlerde zikredilir: “Şöyle dediler: Bu nasıl peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer. Ona, beraberinde bulunup uyarak bir melek indirilseydi ya. Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya faydalanabileceği bir bahçesi olsaydı.” Onların bu görüşüne yine İlahi Kitap’ta “Allah, Rasûl olarak bir insanı mı gönderdi? De ki: Yeryüzünde dolaşanlar melek olsaydı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik” [ İsrâ, 17/95; En‘âm, 6/9.]ayetiyle cevap verilmiştir.

Unutmayalım ki, Allah Rasûlü (sas) bir insan olması hasebiyle, bir çocuktur, bir eştir, bir babadır, bir komşudur, bir komutandır, bir liderdir; özetle ortalama bir insanının pek çok konuda kendisiyle bağ kurabileceği özellikleri haiz bir beşerdir. Dolayısıyla insanlığın, bilhassa da Müslümanların, insanî özellikleri şahsında barındıran bir peygamberi örnek almaları ve onun gibi davranmaları pekâlâ mümkün olur.” diyerek Yrd. Doç. Dr. Yakup KOÇYİĞİT sohbetini bitirdi.

Program Kültür Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu Ses Sanatçısı Yönetmen Yrd. Hafız Ahmet ÇALIŞIR’ın okuduğu Mevlid-i Şerif’in Veladet Bahri bölümü ve Hafız İsmail ÖZARPA’nın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilavetini müteakip İlahiyatçı Sait BİLİR Hoca’nın duasıyla son buldu. Duadan sonra camideki müslümanlar Hz. Peygamberin Sakalı şerifiyle buluştular. İzdihama meydan verilmeden sırayla huşu ve  salavat-ı şerifeler eşliğinde Sakalı şerif öpülerek musafaha yapıldı. Cami çıkışında programa katılanlara sıcak salep ikram edildi. 

 
Geri Bildirim!